Ders notunu öğrencinin kendi cümlesine çevirmek
İyi bir ders, tahtada bitmez; öğrencinin akşam kendi cümlesiyle anlattığı yerde biter. Bu yazı, öğretmenin notunu devretmenin sade bir yöntemini anlatır. Örnek adsızdır.
Tema: Okul hikâyeleri ve iyi örnekler.
Öğretmenin defteri dolu, öğrencinin defteri ise çoğu zaman tahtanın fotoğrafıdır. Akşam olunca fotoğraf açılır, cümle okunmaz, konu 'işlendi' sayılır. Oysa öğrenme, başkasının cümlesini kendi ağzına alınca başlar. Bu yöntem için ek bir ders saati şart değildir. Kapanışın son sekiz dakikası yeter.
Yöntemin adı sadedir: üç satır. Ders bitmeden öğrenci üç satır yazar. Birinci satır 'bugün tek cümleyle ne öğrendim', ikinci satır 'hangi örnek aklımda kaldı', üçüncü satır 'yarın soracağım şey'. Üç satır tahtadan kopya değildir. Tahtaya bakmak serbesttir, fakat fiil öğrencinin fiili olmalıdır. 'Fotosentez anlatıldı' yazılırsa öğretmen bunu geri çevirir: 'Sen ne gördün?'
Örnek olarak bir fen dersini düşünün. Sınıf, okul ve öğretmen adı yoktur. Konu, yaprağın ışıkla ilişkisi olsun. Öğrenci 'yaprak ışık alınca besin üretir, karanlıkta bu iş yavaşlar, yarın mutfaktaki soğanı aynı yere koyarsak ne olur diye soracağım' yazabilir. Bu üç satır, kitabın özetinden daha değerlidir çünkü bir sonraki deneye kapı açar. Kitap cümlesi kopyalanmaz. Platform da ders kitabı metnini taşımaz.
Öğretmen üç satırı notla puanlamaz. Puan, cümleyi süslü ve ürkütücü yapar. Bunun yerine ertesi gün iki satırı, ad okumadan tahtaya yazar. Sınıf, hangi satırın gözlem hangisinin tahmin olduğunu ayırır. Ad okunmaması utancı azaltır. Hatalı cümle azarlanmaz; 'bu cümlede ölçmediğimiz bir şey var' denir. Hata, utanılacak bir leke değil düzeltilecek bir satırdır.
Veliye düşen iş, akşam testi yapmak değildir. 'Üç satırını oku, ben de bir satır ekleyeyim' demek yeter. Velinin eklediği satır düzeltme olmasın, merak olsun: 'Bizim mutfakta da soğan filizlendi, onu mu diyorsun?' Böylece ev, ikinci bir okul taklidine girmez. Çocuk, evde de cümle kurabildiğini görür.
Yöntem köy okulunda da fen lisesinde de aynı iskelete oturur. Değişen, satırın derinliğidir. İlkokulda bir gözlem, ortaokulda bir neden, lisede bir itiraz: 'Bu örnek her durumda çalışmaz çünkü...' İtiraz cesareti, başarının sessiz biçimidir. Yüksek sesli yarışma olmadan da büyür.
Öğretmen yorulursa yöntem küçülür, silinmez. Tek satır da olur: 'Bugün aklımda kalan kelime'. Önemli olan haftalar boyunca aynı yerde, aynı dakikada durmasıdır. Bir kez yapılan üç satır etkinlik posteridir. Her cuma yapılan üç satır, sınıfın hafızasıdır.
Haberleştirirken de ölçü budur. 'Şu öğretmenin yöntemiyle öğrenciler derece yaptı' denmez. Derece uydurulmaz, kişi uydurulmaz. Denir ki: Dersin son dakikası, başkasının cümlesinden öğrencinin cümlesine geçiş yeridir. O geçiş aksamazsa not, defterde değil ağızda yaşamaya başlar.
Bu işi bir sonraki aya bırakmamak için dört kısa hafta yeter. İlk hafta Ders bitmeden üç satırlık yeri tahtada ayırın ve süreyi sekiz dakikayla sınırlayın. İkinci hafta Ertesi gün iki satırı ad okumadan tahtaya yazıp gözlem ile tahmini ayırın. Üçüncü hafta Veli akşam bir satır merak eklesin, düzeltme eklemesin. Dördüncü hafta Öğretmen yorulursa tek satıra inin, ritmi iptal etmeyin. Tarih, ücret, kontenjan, puan, sıralama ve burs tutarı bu planda yoktur. Bağlayıcı bilgi için meb.gov.tr, osym.gov.tr, turkiye.gov.tr üzerindeki e-Okul, YÖK Atlas ya da programın kendi resmî sayfasına bakın. Platform ödeme, bağış veya abonelik almaz. İş uykuyu, okula gitmeyi ya da evdeki konuşmayı bölecek kadar büyürse okul rehber öğretmenine danışın. Bu danışma bir teşhis değildir. Her okulun bir hikâyesi var. Hikâye, dört hafta aynı yerde duran bir ritimle görünür olur.
Yazan: Gülsüm Yazıcıoğlu. Türkiye Okul Platformu bağımsız bir eğitim yayınıdır; Millî Eğitim Bakanlığı'nın resmî kanalı değildir.